Adım
Adım Merkez Bankası Ne Yaptı…
Öncelikle grafiklerde Merkez Bankası'nın
piyasayı fonlama faizinde 200 baz puan artış olduğu görülüyor. Merkez
Bankası'nın elinde, piyasayı fonlamak için çok çeşitli pencereler var. Bu
fonlama pencereleri genelde olağanüstü zamanlarda kullanılıyor. Ekonomi ve
piyasalarımızda olağanüstü zamanlardan geçiyor.
Merkez Bankası'nın politika faizi 2010 öncesi
gecelik borç verme faiz oranı idi. 17 Haziran 2010 PPK Toplantısı’nda politika
faizi bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı ilan edildi ki; 18 Mayıs 2010 tarihinde yapılan PPK Toplantısı’nda
bir sonraki kurul toplantısında bu durum belirtilmiş. Faiz koridoru ise Merkez
Bankası’nın ilan etmiş olduğu “Gecelik Borç Alma ve Borç Verme Faiz Oranları”
ile uzun süredir uygulanmaktadır.
Likidite yönetimindeki operasyonel yapı
değişikliğinin, 10 Aralık 2009 tarihli duyurusu 2010 Yılı Para ve Kur
Politikası Raporu’nda “kalıcı likidite açığının ortaya çıkması halinde,
Merkez Bankası, likiditenin sistem içindeki dağılımını da dikkate alarak para
politikası referans faiz oranının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı
olmasına ve buna imkan sağlamak amacıyla gecelik vadedeki borçlanma ve borç
verme faiz oranlarının aşağı yönlü ayarlanmasına karar verebilecektir.”
2010 Yılı Para ve Kur Politikası Raporu’nda
yazan ne ise aslında bugün de uygulanan politika hemen hemen benzerdir.
Politika Faizi Bir Hafta Vadeli Repo İhale Faiz
Oranı: %8
BİST Repo-Ters Repo Piyasası (Merkez Bankası’nın
Gecelik Borç Alma ve Borç Verme Faiz Oranları) : %7.25 - %9.25
Geç Likidite Penceresi (16:00-17:00) : %11
Bankalararası Para Piyasası: %9.25 (TCMB 11
Milyar TL limitli para veriyor)
Adım Adım Merkez Bankası’nın yaptıkları:
1) Merkez Bankası ilk önce haftalık vadede yaptığı
fonlama ihalelerini iptal etti.
2) Sonrasında Bankalararası Para Piyasası’nda
verdiği fonlama miktarını ilk önce 22 milyar TL’ye, sonrasında 11 Milyar TL’ye düşürdü.
3) BİST Repo-Ters Repo Piyasasında, koridorun üst
bandından verdiği fonlama miktarını da sınırlı belirlemeye başladı. Piyasanın
talep ettiği para Merkez’in vermiş olduğu miktardan fazla olduğu günlerde ise
faiz koridorun üst bandını aştı. Ancak dramatik seviyelere yükselmedi.
4) Bankaları Geç Likidite Penceresine yönlendirdi.
Bu pencereden sınırsız miktarda fonlamaya başladı.
5) 1 Hafta Vadeli Dolar/TL swap ihalelerine
başladı. TL için %8 faiz oranında başladığı ihalelerdeki faiz oranını kademeli
artırarak %11 seviyesine yükseltti.
Sonuç:
Gün içindeki TL likiditesini sıkıştırdı.
Piyasayı geç likidite penceresine yönelterek, bankacılık sisteminin TL açığını sınırsız
miktarda fonlamaya başladı. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yükseldiği
için, gecelik vadede piyasadaki TL faizleri arttı. Bu da TL’nin değer kaybını
sınırladı. Aslında geç likidite penceresine yönlendirilen bankacılık sistemi 16:00-17:00
arası talep ettiği TL‘yi yalnızca fonlama açığını kapatmak için kullanabilir. Bu
kanaldan alınan parayı, 17:00 sonrası hangi para talep eden müşteriye
satabilirsiniz ki; bu borçlanmayı talep eden müşterinin de o saatten sonra
almış olduğu bu parayı yatıracağı bir yatırım aracı da bulması oldukça zordur.
İşte bu durum TL üzerindeki satış baskısını zayıflatmıştır.
Dolar/TL swapları ile, bankalardan aldığı TL’ye
1 haftalık vadede %11 faiz öderken, karşılığında aldığı Dolar için 1 haftalık
vadede %0,75 faiz almaya başlamıştır. Diğer tedbirlere ilave olarak yapılan bu
swap hamlesi de TL’nin sınırlı da olsa
değer kazanmasına neden oldu.
Merkez Bankası piyasalardaki bu dalgalanmaların
geçici olduğunu ve politika faizinde bir değişiklik yapmadan, TL oynaklığının
yükseldiği dönemlerde olağanüstü araçları kullanarak ateşini düşürmek ve normalleşme
sağlanması ile politika faizinden fonlamaya devam etmek istiyor.
Şimdi şu soruyu da sormak istiyorum.
Sonuçta bankacılık sisteminin bir fon açığı var. Bu açıkta TCMB tarafından
fonlanıyor. TCMB’nin politika faizini yükseltmesi bankaların orta ve uzun
vadeli kredi faizlerini de yukarı itmez mi? Bu ekonominin içinden geçtiği dar
boğazda, daha da daralmasına neden olmaz mı?
Sadece para politikası
araçları ile ekonomide durum düzelmez. Yapılması gerekenlerin başında ilk güven
ortamının ve siyasi istikrarın yeniden tesis edilmesi gerekir. Ayrıca en
önemlisi gerçek anlamda yapısal reformların hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu
yapısal reformların en olmazsa olması ise bilim temelli eğitim reformudur.
Devlet organizatördür, kural koyucudur, denetleyicidir, kurallara uymayanlara
yaptırımcıdır. Özel girişimcinin girmediği sektör ve alanlara girerek, öncü
rolü de vardır.
Bunlar
yapılmadan ve cari açığımız olduğu sürece, (her gün kuru belirleyip, ilan
etseniz bile, bunun sakıncalarını 1994 ve 2001 krizi ile bedeli hayli ağır
olarak ödenmiştir.) Dünya para piyasalarındaki dominant para birimlerinin değer
kayıplarının dönemsel rahatlamalar sağladığı zamanlar dışında, Türk Lirası’nın değer
kaybını durduramayız.












