31 Ocak 2017 Salı

Adım Adım Merkez Bankası Ne Yaptı…

Adım Adım Merkez Bankası Ne Yaptı…

Öncelikle grafiklerde Merkez Bankası'nın piyasayı fonlama faizinde 200 baz puan artış olduğu görülüyor. Merkez Bankası'nın elinde, piyasayı fonlamak için çok çeşitli pencereler var. Bu fonlama pencereleri genelde olağanüstü zamanlarda kullanılıyor. Ekonomi ve piyasalarımızda olağanüstü zamanlardan geçiyor.

Merkez Bankası'nın politika faizi 2010 öncesi gecelik borç verme faiz oranı idi. 17 Haziran 2010 PPK Toplantısı’nda politika faizi bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı ilan edildi ki; 18  Mayıs 2010 tarihinde yapılan PPK Toplantısı’nda bir sonraki kurul toplantısında bu durum belirtilmiş. Faiz koridoru ise Merkez Bankası’nın ilan etmiş olduğu “Gecelik Borç Alma ve Borç Verme Faiz Oranları” ile uzun süredir uygulanmaktadır.

Likidite yönetimindeki operasyonel yapı değişikliğinin, 10 Aralık 2009 tarihli duyurusu 2010 Yılı Para ve Kur Politikası Raporu’nda “kalıcı likidite açığının ortaya çıkması halinde, Merkez Bankası, likiditenin sistem içindeki dağılımını da dikkate alarak para politikası referans faiz oranının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olmasına ve buna imkan sağlamak amacıyla gecelik vadedeki borçlanma ve borç verme faiz oranlarının aşağı yönlü ayarlanmasına karar verebilecektir.”

2010 Yılı Para ve Kur Politikası Raporu’nda yazan ne ise aslında bugün de uygulanan politika hemen hemen benzerdir.


Politika Faizi Bir Hafta Vadeli Repo İhale Faiz Oranı: %8
BİST Repo-Ters Repo Piyasası (Merkez Bankası’nın Gecelik Borç Alma ve Borç Verme Faiz Oranları) : %7.25 - %9.25
Geç Likidite Penceresi (16:00-17:00) : %11
Bankalararası Para Piyasası: %9.25 (TCMB 11 Milyar TL limitli para veriyor)

Adım Adım Merkez Bankası’nın yaptıkları:
1)   Merkez Bankası ilk önce haftalık vadede yaptığı fonlama ihalelerini iptal etti.
2)  Sonrasında Bankalararası Para Piyasası’nda verdiği fonlama miktarını ilk önce 22 milyar TL’ye, sonrasında 11 Milyar TL’ye düşürdü.
3)  BİST Repo-Ters Repo Piyasasında, koridorun üst bandından verdiği fonlama miktarını da sınırlı belirlemeye başladı. Piyasanın talep ettiği para Merkez’in vermiş olduğu miktardan fazla olduğu günlerde ise faiz koridorun üst bandını aştı. Ancak dramatik seviyelere yükselmedi.
4)   Bankaları Geç Likidite Penceresine yönlendirdi. Bu pencereden sınırsız miktarda fonlamaya başladı.
5) 1 Hafta Vadeli Dolar/TL swap ihalelerine başladı. TL için %8 faiz oranında başladığı ihalelerdeki faiz oranını kademeli artırarak %11 seviyesine yükseltti.

Sonuç:
Gün içindeki TL likiditesini sıkıştırdı. Piyasayı geç likidite penceresine yönelterek, bankacılık sisteminin TL açığını sınırsız miktarda fonlamaya başladı. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yükseldiği için, gecelik vadede piyasadaki TL faizleri arttı. Bu da TL’nin değer kaybını sınırladı. Aslında geç likidite penceresine yönlendirilen bankacılık sistemi 16:00-17:00 arası talep ettiği TL‘yi yalnızca fonlama açığını kapatmak için kullanabilir. Bu kanaldan alınan parayı, 17:00 sonrası hangi para talep eden müşteriye satabilirsiniz ki; bu borçlanmayı talep eden müşterinin de o saatten sonra almış olduğu bu parayı yatıracağı bir yatırım aracı da bulması oldukça zordur. İşte bu durum TL üzerindeki satış baskısını zayıflatmıştır.

Dolar/TL swapları ile, bankalardan aldığı TL’ye 1 haftalık vadede %11 faiz öderken, karşılığında aldığı Dolar için 1 haftalık vadede %0,75 faiz almaya başlamıştır. Diğer tedbirlere ilave olarak yapılan bu swap  hamlesi de TL’nin sınırlı da olsa değer kazanmasına neden oldu.

Merkez Bankası piyasalardaki bu dalgalanmaların geçici olduğunu ve politika faizinde bir değişiklik yapmadan, TL oynaklığının yükseldiği dönemlerde olağanüstü araçları kullanarak ateşini düşürmek ve normalleşme sağlanması ile politika faizinden fonlamaya devam etmek istiyor.

Şimdi şu soruyu da sormak istiyorum. Sonuçta bankacılık sisteminin bir fon açığı var. Bu açıkta TCMB tarafından fonlanıyor. TCMB’nin politika faizini yükseltmesi bankaların orta ve uzun vadeli kredi faizlerini de yukarı itmez mi? Bu ekonominin içinden geçtiği dar boğazda, daha da daralmasına neden olmaz mı?

Sadece para politikası araçları ile ekonomide durum düzelmez. Yapılması gerekenlerin başında ilk güven ortamının ve siyasi istikrarın yeniden tesis edilmesi gerekir. Ayrıca en önemlisi gerçek anlamda yapısal reformların hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu yapısal reformların en olmazsa olması ise bilim temelli eğitim reformudur.

Devlet organizatördür, kural koyucudur, denetleyicidir, kurallara uymayanlara yaptırımcıdır. Özel girişimcinin girmediği sektör ve alanlara girerek, öncü rolü de vardır.

Bunlar yapılmadan ve cari açığımız olduğu sürece, (her gün kuru belirleyip, ilan etseniz bile, bunun sakıncalarını 1994 ve 2001 krizi ile bedeli hayli ağır olarak ödenmiştir.) Dünya para piyasalarındaki dominant para birimlerinin değer kayıplarının dönemsel rahatlamalar sağladığı zamanlar dışında, Türk Lirası’nın değer kaybını durduramayız. 


25 Ocak 2017 Çarşamba

Enflasyon Sepetindeki Değişikliklere Farklı Bir Bakış

Sepette gıda ve alkolsüz içeceklerin ağırlığı düşürüldü. Bu grupta (tarım dahil) fiyat artışları olduğu gibi zaman zaman gerilediği dönemlerde de enflasyon rakamlarına olumlu yansıdığı oldu.
Alkollü içecekler ve tütünde maliye tarafından vergi artırımları otomatiğe bağlanarak her altı ayda bir yapılmakta. Tabii  firma zamlarını da dikkate aldığımızda, 2003=100 başlangıç kabul edilen endekslerdeki en yüksek rakama ulaşmış endeks bu grup. Sürekli bir yükselen trend içinde hareket ediyor. Son açıklanan enflasyon verilerine bir göz atın. En yüksek endeks ve en yüksek artış geçen yıla göre hangi grupta? Alkollü içecekler ve tütün. Bu kalemde hükümetin vergi indirimi vs yapmasını bekliyor musunuz?
Ulaştırmanın ağırlığı 2 puan artmış. TL’nin değer kaybettiği, petrol fiyatlarının 50$ seviyesinde denge bulduğu; Avrupa Bölgesi’nde büyümeye yönelik verilerin destekleyici geldiği ve ABD’de büyümedeki momentum göz önüne alındığında bu yıl belki de 65$-70$ seviyelerinin görülebileceği petrolde; ulaştırma alanında ne olur da fiyatları düşürür?
Gelelim eğitim, lokanta ve oteller grubuna…
Geçen yıl turizmin yediği darbenin ardından fiyatlar dibin dibini yapmıştı. Bu yıl bakalım nasıl olacak?
Lokantalar vs… buradaki fiyatlar bir kere arttımı hiç düştüğünü gördünüz mü? Bu ay patlıcan düştü, musakkayı veya şakşukayı 10TL değil 5TL’den satayım diyen lokanta biliyor musunuz? Biliyorsanız söyleyin, denemek isterim…
Keza eğitim… Her yıl artışlar enflasyonun üzerinde. Fiyatların gerilediği bir yıl kaydedilmemiş…

Son 10 yılın aylık enflasyon rakamlarını baz aldığımızda, ortalama yıllık fiyat artış hızı %8-%8.25 seviyelerindedir. Enflasyon sepetindeki bu değişim ile bırakın gerilemesini enflasyonun bulunduğu %7.5-%8.5 bandı içinde katılaşması ve hatta çift hane ve yakın seviyelerde gezinmeye başladığını görebiliriz. 
Bu değişiklik ile ilgili söylenmekte olan eleştirilere de katılıyorum. Özellikle reel olarak geliri artmayan, kişi başına düşen milli geliri ABD Doları bazında gerileyen ülkemizde, aşağıdaki tabloda yer alan bazı kalemlerin ağırlıklarının, bilakis aile bütçesi içindeki payı daha fazla yer kaplamaktadır. Enflasyonda kalıcı düşüş için yapısal reformların üretim odaklı olması ve vergi reformunun yapılması gerekliliği vardır.


Ege Cansen Hoca'dan alıntı ile bitireyim...
Son söz: Kaş yapayım derken göz çıkarmak, bu mu desek!



15 Ocak 2017 Pazar

Son günlerdeki TCMB Hareketlerinden ne anladık!

12 Ocak 2017’de yazdığım notta değişikliğe gitmek gerekti.
Kırmızı ile yazılan yer de yanlış bir bilgi aktardığımdan dolayı takipçilerimden özür dilerim.
Ama şunu da twitter’da görüyorum ki, halen fonlama tarafında kafalar karışık.
Konuya ayrıntılı bir şekilde açıklık getireceğim.

Son günlerdeki TCMB Hareketlerinden ne anladık! - 1
TCMB iki gün önce yayınladığı duyuru ile bankaların geç likidite penceresindeki borçlanma limitini 22 milyar TL’ye indirmişti.
Geç likidite penceresi faiz oranı %10.
1 Aralık 2016 - 10 Ocak 2017 arasında günlük ortalama 24.4 milyar TL kullanmışlar.
11 Ocak 2017’de 9.6 milyar TL ve 12 Ocak 2017’de 10.1 milyar TL kullanımları olmuş.
Bankalar GEL’den %10 ile fonladıkları tutarı yarı yarıya azaltmış.
Merkez, bankaları gecelik fonlamaya çekmiş ve son iki günde gecelik fonlama miktarı ortalama 25 milyar TL’den 40 milyarın biraz üzerine yükselmiş. Koridor %7.25-%8.50. Burada da Merkez koridorun tavanı %8.50’den fonlama yapıyor.
Merkez’in 1 haftalık repo faizi %8.00. Bugün haftalık ihale iptal edilince Bankalar gecelik borçlanmadan ihtiyaçlarını karşıladı.
Yani henüz örtülü dahi olsa bir faiz artırımı söz konusu değil. Ağırlıklı ortalama fonlama faizi bugün %8.31’den %8.34’e yükseldi. 1 Aralık 2016’da %8.27 idi.
Aslında TCMB fonlama pencerelerinde bu hafta bir konsolidasyona gidiyor. TL fonlamasını gecelik vadeye yığıyor.

Bunu neden yapıyor? Bir faiz artırımına mı hazırlanıyor?
1) Gecelikte konsolide ettiği fonlamayı, dövize talep geldiği günlerde kısarak, bankaları geç likidite penceresi kullanmaya itecek. İşte bu durumda örtük faiz artırımı yapmış olur.


2) Siyasi nedenlerden dolayı politik faiz artırımının olasılığının düşük olduğunu biliyoruz. Ancak enflasyonun yükselmesi ve beklentilerinde bozulma, faiz artırımına gereksinim olduğunu gösteriyor. Bu durumda koridorda çift haneyi geçmeyecek, enflasyonun biraz üzerinde, 50-125 baz puan sınırlı bir faiz artırımı olabilir. 



TCMB Net Fonlaması (İş günü, Milyon TL) ve
TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti (İş günü, Yüzde)

Son günlerdeki TCMB Hareketlerinden ne anladık! - 2

Depo
Türk lirası depo borç alma ve borç verme imkânı, Merkez Bankasının belirli vadeler için gün içinde ilan ettiği faiz oranlarından Türk lirası borç almak veya borç vermek isteyen bankalara teminatları ve limitleri dahilinde sağladığı mevduat imkanıdır. Söz konusu imkan Merkez Bankası bünyesinde faaliyet gösteren Bankalararası Para Piyasası aracılığı ile sağlanır.


Merkez Bankası’nın basın duyurularında bahsettiği fonlama penceresi burasıdır. İşte buradaki limiti önce 22 milyara sonra 11 milyar TL’ye indirmiştir.
Merkez Bankası’nın limitini indirdiği fonlama penceresinde yılbaşından 13 Ocak 2017 Cuma gününe kadar gerçekleşen işlem hacmi…                                             
        Tarih     TCMB Alış Tutarı / Satış Tutarı     (Bin TL)

http://evds.tcmb.gov.tr/anaweb/pgm_onTR.html  linkten bu fonlama penceresinin işlem hacmini takip edebilirsiniz.

Repo
Repo işlemleri genellikle piyasada likidite sıkışıklığının geçici olduğu durumlarda, bankacılık sistemi likiditesinin geçici süre için artırılması amacıyla kullanılır. Merkez Bankası açık piyasa işlemleri yapmaya yetkili kuruluşlardan, işlem tarihinde sözleşme yaparak işlem sırasında belirlenen fiyat üzerinden, ileri bir tarihte geri satmak taahhüdüyle kıymet satın alır. Geri satım fiyatı, alış işleminin yapıldığı tarihte belirlenir. İşleme taraf kuruluş da işlem vadesinde repo işlemine konu kıymeti satın almayı taahhüt eder.

(Haftalık Fonlama)



Merkez Bankası’nın Kotasyon (BİST Repo-Ters Repo Piyasası) Yöntemiyle Gerçekleştirilen İşlemleri Verileri (Gecelik Fonlama)



Ve…

GEÇ LİKİDİTE PENCERESİ NEDİR?
Geç likidite penceresi TCMB'nin "borç veren son merci" işlevi çerçevesinde, bünyesinde faaliyet gösteren Bankalararası Para Piyasası'nda bankalara TL depo borç verme ve bankalardan TL depo borç alma işlemidir.
Geç likidite penceresinde işlemler gecelik vadede ve 16.00-17.00 saatleri arasında, zorunlu karşılıkların tesis süresinin son iş gününde ise 16.00-17.15 saatleri arasında gerçekleştirilmektedir. Geç likidite penceresinden faydalanmak isteyen bankalar teminatları karşılığında limitsiz olarak, TCMB kotasyonlarından TCMB'ye TL depo borç verebilmekte veya TCMB'den TL depo borç alabilmektedirler.
TCMB'nin geç likidite penceresi TL depo alış kotasyonu, gün içi işlemler için 10.00-16.00 saatleri arasında ilan ettiği alış kotasyonundan daha düşük, satış kotasyonu ise daha yüksek olarak Para Politikası Kurulu tarafından belirlenmektedir.

TCMB’nin internet sitesinden istatistiki verilere baktığımızda; son 2 yıl (2015-2016) içerisinde Geç Likidite Penceresindeki tek fonlama 31 Mart 2015’te yapılmış.  

Merkez Bankası’nın TL likiditesine yönelik yapmış olduğu duyurularda ve bu kadar veriden sonra çıkardığımız sonuç ilk yazdıklarımız ile aynı:

1) Gecelikte konsolide ettiği fonlamayı, -haftalık ihalelerine son verdiği ve haftalık dönüşlerin bitmesinin ardından (zamanlama tahmini olarak)- dövize talep geldiği günlerde kısarak, bankaları geç likidite penceresi kullanmaya itecek. İşte bu durumda örtük faiz artırımı yapmış olur.

2) Siyasi nedenlerden dolayı politik faiz artırımının olasılığının düşük olduğunu biliyoruz. Ancak enflasyonun yükselmesi ve beklentilerinde bozulma, faiz artırımına gereksinim olduğunu gösteriyor. Bu durumda koridorda çift haneyi geçmeyecek, enflasyonun biraz üzerinde, 50-125 baz puan sınırlı bir faiz artırımı olabilir.